Yazılarım
1939 yili Omer Seyfettin ve bazi yazarlar
1939 YILI ÖMER SEYFETTİN VE BAZI YAZARLAR Cevdet AKÇAKOCA // YMM 08.09.2026 - 10:36Yayınlanma 2Paylaşım Bir çok okurum bilir ki ben özellikle 1920-30 lu yılların roman ve hikayelerini çok sever, özellikle okurum. Hatta meşhur KADRO-ATSIZ dergilerinin tüm sayılarının olduğu koleksiyonum var. Bu koleksiyonu taa, Almanyadan bulmuştum. Bunlardan faydalanarak arada bir bazı şeyler yazmaktayım. Bunları tek tek yazmama lüzum görmüyorum. Bugünlerde 1939 yılında çıkmış 1001 Roman dergisinin ilk 150 sayısını bir arkadaşımda bulmayayım mı? Aman ne sevindim ne sevindim. Ben 1945 doğumluyum, o yıllarda dünyada bile yoktum, o zamanda olup da okuyamadığım roman ve hikayeleri okumaya başladım. Bir de ne görsem, Ömer Seyfettin, Ragıp Şevki Yeşim, Blas Çeri, Beyaz atlı sipahi Cem gibi kahramanlar karşıma çıkmaz mı? Sevincimden sanki kanatlanıp uçtum. Şimdi gelelim bu kahramanlarımızı tanıtmaya. Ömer Seyfettin: Meşhur Türk kısa öykü ve hikaye yazarı. Zannediyorum onun hikayelerini okumayan Türk çocuğu yoktur. Diyet, Teketek, vs gibi hikayeler. Yazarımız 1884 yılında Balıkesir-Gönende doğmuştur. Ömer Seyfettin, genç yaşta orduya girmiş, binbaşılığa kadar da yükselmiştir. Bu arada hikaye yazarı olarak da tanınmaya başlamıştır. Yıllar geçmiş genç Ömer, harbiyeden mezun olup subay olmuştur. Balkanlarda çeteci ve komitacı takibinde bulunmuştur. Genç kalemler isimli yazar gurubuna dahil olmuştur. Tam bu sırada Balkan savaşı başlayınca Genç kalemler gurubu da dağılmıştır. Ömer Seyfettin yeniden orduya çağırılmıştır. Üsteğmen rütbesiyle 14 Eylül 1912 günü Garp Ordusu 39. Alay 3. Tabura katılmıştır. Türk tarihinin en acı savaşlarından biri olan Kumanovada Sırplara, Yanyada Yunanlılara karşı savaştı. Kanlıtepe denen yerde Rumlara esir düştü. Atina yakınlarında Nafliyon denen yerde 10 ay tutsak kaldı. 17.Aralık.1913 günü serbest kalarak İstanbula döndü. Tutsaklık süresince gerek okuyarak, gerekse yazarak; yazarlık yaşamı için önemli olacak deneyimler kazandı. Hayatı savaşlar ve yıkımlar içinde geçmiştir. İleri derecede şeker hastası olan Ömer Seyfettin 1920 yılında hastalığı ağırlaşınca Üsküdar'daki Haydarpaşa Numune Hastanesi'ne kaldırıldı. 6 Mart 1920'de 35 yaşında hayatını kaybetti. Yapılan otopsi sonucunda hastalığının diyabet olduğu belirlendi. Hastanede kimsenin ziyaret etmemesi ve cenazesine sahip çıkılmaması nedeniyle kimsesiz olduğu düşünülen Ömer Seyfettin'in naaşı, tıp fakültesi öğrencilerinin dersinde kadavra olarak kullanıldı. Naaşının kadavra olarak kullanıldığı fotoğraf bir gazetedeki tıp haberinde yayımlanınca Ömer Seyfettin'i tanıyanlar hastaneye gittiler. Yani diğer bir ifade ile kıyamet koptu. Gençlik ayaklandı. Naaşı önce Kadıköy Kuşdili Mahmutbaba Mezarlığı'na defnedildi. Daha sonra buradan yol geçeceği veya bölgeye araba garajı yapılacağı gerekçesiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi kararıyla mezarı, 23 Ağustos 1939'da Zincirlikuyu Mezarlığı'na nakledildi. Ölümünden sonra En yakın arkadaşı Ali Canip Yöntem, onun hayatını ve mizacını anlatan, en kuvvetli hikâyelerini içeren Ömer Seyfettin ve Hayatı adlı bir kitap yazdı ve bu kitap 1935 yılında yayımlandı. Kısa bir süre sonra da bütün hikâyeleri bir kitap serisi halinde basıldı. Bu hikâyeler günümüzde de okunmaktadır. Ömer Seyfettinin hikayeleri bir devrin kalbinin attığı yerin hikayeleridir bana göre. Yazılarımızın devamında 1001 roman dergisi, Yazar Ragıp Şevki Yeşim, Yayçe Kalesi, Blas Çeri, Akıncı Cem satırlarımızı ziyaret edecektir. Devamı gelecek
Devamını OkuOmer Seyfettin Ragip Sevki Yesim
ÖMER SEYFETTİN-RAGIP ŞEVKİ YEŞİM Cevdet AKÇAKOCA // YMM 15.09.2026 - 09:05Yayınlanma 1Paylaşım Geçen yazımda, 1939 yılına ait 1001 Roman dergisinde Ömer Seyfettin’in “Teke Tek” isimli hikâyesine rastladığımı belirtmiş ve Ömer Seyfettin’in acıklı hayat yolculuğunu da anlatmıştım. Hikâyenin yararlandığım kısmını aşağıya alıyorum: Bosna Beyi ile Semendire Beyi’nin askerleri haftalardır “Yayçe”yi sarmışlar, kumandanlarının gelmesini bekliyorlardı. Dinmez yağmurların, çılgın fırtınaların döve döve yosunlattığı tekir duvarlı büyük kale, kuvvetine emindi. Ne kapısında ne bedenlerinde kimse görünüyordu. Burçlarında sallanan bayraklar olmasa, bomboş bir kaya yığını sanılacaktı. İki ok atımı ötede kurulu beyaz çadırların önünde, yere serili siyah kebelere oturmuş genç voyvodalar, ihtiyar bir zabitin anlattıklarını dinliyorlardı. — Benim büyükbabam burada şehit oldu, dedi. — Geçen sefer sarıldığı zaman mı? — Ne geçen seferi? Burada ihtiyar zabit aradaki kısımları anlatır, akıncılara bilgi verir ve o ana gelir: Cem, muharebe için yaratılmıştı. Geçen muhasarada bir gün, yine işte buracıkta oturmuş, yoldaşlarla sohbet ediyorduk. Cem dedi ki: “Benim canım sıkılıyor. Vuruşmak istiyorum.” Sonra: “Haydi gelin, düşmanın baş muharibini teke tek kavgaya çağırayım. Kabul ederse eğleniriz” dedi. Ben, maksadın kendi gücümüzü, kuvvetimizi göstermek olmadığını söyledim. Meramımız hep birden kaleyi almaktı. Vazgeçirmeye çalıştım. Lafımı dinletemedim. Kalktık, arkasından gittik. Kaleye yaklaşınca Cem, atını oynatarak: “İçinizden kendine güvenen varsa işte meydan... Teke tek dövüşelim” diye haykırdı. Kaleden “Var, var” diye bağırdılar. Biraz sonra kalenin kapısı açıldı. Bir atlı çıktı. Bu, muhafızların kumandanı “Blas Şeri” idi. Tepeden tırnağa kadar zırhlar giymişti. Atı da zırhlıydı. Cem kılıcını çekmedi, mızrağı sallıyordu. Birbirlerine hücuma başladılar. — Blas Şeri ne kullanıyordu? — Kılıç... — Mızrağa karşı kılıç olur mu? — O vakit biz de buna şaştık. Bu adam gayet iri, gayet kuvvetli bir muharipti. Ama Cem ondan daha iri, daha genç, daha çevikti. — Cem’in zırhı yok muydu? — Vardı. Ama yalnız göğsünde... Berabere kalacaklardı. Bu esnada nasıl oldu göremedik. Çat etti, Cem’in mızrağı kırıldı. Kılıcına davranmaya meydan kalmadı. Blas Şeri, dizine öyle bir kılıç indirdi ki... — Oh, nasıl söyleyeyim. O anda sol bacağı, mahmuzu ve çizmesiyle beraber yere düştü. Biz koştuk. Atın başını tuttuk. Kendisini aşağı aldık. Blas Şeri, “Hurra, hurra” diye kendisini alkışlayan kaleye girdi. Yıllar sonraki bu muhasarada, dinleyenlerden biri, kale önündeki akıncılardan Kasım Voyvoda ortaya çıkar ve teke tek dövüşmek için bir düşman ister. Jan Hobordanski adında dev gibi bir düşman askeri çıkar. Yapılan dövüş efsanevi bir dövüştür. Okurlarım isterlerse bunu “Teke Tek” isimli hikâyeden okuyabilirler. Kasım Voyvoda, Jan Hobordanski’yi bir daha savaşamayacak hâle getirerek yener. Neden bunları yazdım? Bugünlerde 1939 yılına ait 1001 Roman mecmuasını bulmuş ve burada “Beyaz Atlı Sipahi” isimli romanla karşılaşmıştım. Roman, Mohaç Savaşı sırasında geçiyor ve Sipahi Cem, Kanuni’nin yanında savaşıyordu. İşte bu Cem, Ömer Seyfettin’in yukarıdaki hikâyesindeki Cem idi. Çok enteresan geldi bana. İlk defa, 1920 yılında vefat eden Ömer Seyfettin’in bir hikâyesi 1939 yılında bir romanla devam ediyordu. Ne diyelim? Türk tarihinin şanlı günleriydi bu anlatılanlar. Yazar, Ragıp Şevki Yeşim. Eser ise “Beyaz Atlı Sipahi” adlı bir romandı. Ragıp Şevki Yeşim, 1910 yılında doğmuş, 1971 yılında vefat etmiş, özellikle tarihî romanlar yazmış bir yazarımızdı. Yukarıda da belirttiğim gibi bir eserinde Ömer Seyfettin’in “Teke Tek” isimli eseriyle bağlantı kurarak “Beyaz Atlı Sipahi” isimli romanını 1939 yılında haftalık bir dergide yayımlamış ve okurlarına sunmuştur. “Beyaz Atlı Sipahi” romanında Akıncı Cem, Ömer Seyfettin’in eserinde olduğu gibi Blas Şeri ile teke tek dövüşüyor ve bacağından yaralanarak dövüşü kaybediyor. Bacağı daha sonra iyileşen Cem’in hikâyesi bu romanda devam ediyor. “Beyaz Atlı Sipahi”, Kanuni devrine ve Mohaç’a odaklanmasına rağmen anlatının merkezinde Sipahi Cem ve âşık olduğu yabancı kadınlarla yaşadığı maceralar yer alıyor. Bu yazımda, Cumhuriyetin ilk 15-20 yılında yazılan romanlardan biri ile bu romanın yazılmasına fikir veren bir hikâyeyi ele aldım. Bunun ne kadar güzel bir tesadüf olduğunu veya bilinçli şekilde kurulmuş bir bağlantı olup olmadığını işlemeye çalıştım. Ben, 1920-1940 yılları arasındaki roman, hikâye ve yayınlara bir şekilde ulaştığımda her zaman yeni, yepyeni olaylarla karşılaştım. Bu sebeple yazılarımda bunları siz sevgili okurlarıma sunmak istedim. Özellikle yakın tarihimizin bu dönemini okurlarımın ve araştırmacıların çok daha yakından araştırmasını, incelemesini; bu devre ait araştırma, roman ve hikâyelerin artmasını, Cumhuriyetin ilk çeyrek yüzyılının daha yakından tanınmasını şiddetle tavsiye ediyorum. Yazılarımla bir iki kişinin bile bu yolda çalışmasını sağlarsam ne mutlu bana.
Devamını Okuİthalatta gözetim uygulaması
Bursa, 6.Kasım.2025 İTHALATTA GÖZETİM UYGULANMASI Bugünkü yazımız, sık sık resmi gazetede gördüğümüz ama üzerinde pek düşünmeden geçtiğimiz bir konuyu işleyecektir. İthalatta gözetim uygulaması ve buna ilişkin tebliğ Gözetim uygulaması bir malın ithalatında kaydedilecek gelişmelerin yakından izlenmesi, yerel üreticileri dış rekabetten korumak ve belirlenen birim kıymet tutarından daha düşük kıymette bir ithalat yapıldığında Bakanlıktan bir gözetim belgesi alınmasını sağlamak için yapılır. Ülkemizin taraf olduğu Gümrük tarifeleri ve genel anlaşmasına (GATT) göre ithal eşyasının kıymeti eşyanın satış bedelidir. Bu satış bedeli Türkiyeye yapılan satışta Gümrük Kanununun 27-28 maddelerine göre gerekli düzeltmenin yapılışından sonra fiilen ödenen veya ödenecek fiyattır. Böylece ithal edilen eşyanın fiilen ödenen değerleri üzerinden gümrük vergisi hesabı yapılmaktadır. Bu uygulama ülkenin menfaatleri için yapılmakta ise de devletin yaptığı uygulamada ithal eşyanın gümrük kıymeti daha fazla tesbit edilmekte ve daha fazla da gümrük vergisi ödenmekte ve malın bedeli yani maliyeti yükselmektedir. Ülkeler bazı konularda tarife dışı engellemeler yapmaktadır. İşte bizim ülkemizdeki tarife dışı engellerden biri de ithalattaki gözetim uygulamasıdır. Ama bu tip uygulamalarda kurunun yanında bazan yaş da yanmaktadır. İthalatçı tarife dışı bir takım vergiler ödemekte rekabet gücünü kaybetmektedir. İthalatta gözetim uygulaması ile ilgili tebliğler şöyle başlamaktadır.: Bu Tebliğ, aşağıda gümrük tarife istatistik pozisyonu (GTİP) ve tanımı belirtilen eşyanın (yalnız karşısında gösterilen gümrük kıymetinin altında birim kıymetleri haiz olanlarının) ithalatında ileriye yönelik olarak yürütülecek olan gözetim uygulamasına ilişkin usul ve esasları içerir. Böylece gözetim kararı alınmaktadır. Gözetim kararı ileriye yönelik veya geriye yönelik olabilmektedir. Gözetim kararı gözetim belgesi düzenlenerek uygulanmaktadır. 9.Getirilen bu düzenlemelerle, ithalatçıların 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nda belirtilen “eşyanın kıymeti” ile ilgili hükümlerle hiçbir şekilde bağdaşmayan yüksek orandaki “eşik fiyat”tan kıymet beyanı yapmaya zorlandıkları açıktır. Böylece, vergi oranları değiştirilmeksizin anılan eşyanın ithalatından daha yüksek miktarda vergi tahsil edilmekte ve bir çeşit “kıymet bariyeri” oluşturulmaktadır. Bu yönüyle Türkiye, dış ticarette yarattığı teknik engellerle Dünya Ticaret Örgütü’nü şaşırtmaya devam etmektedir. 10. İthalatta gözetim uygulaması kararlarında işlemin nasıl yapılacağı detaylı olarak anlatılmaktadır. Ancak, yapılan işlem doğru mu, yoksa yanlış mı konusuna gelince orada biraz durmak gerekmektedir. 11. Alınan kararlar, yapılan işlemler, ülkenin lehine olsun diye yapılmakta ise de bazan vur deyince öldürülmektedir. 12. Başvuru ve inceleme aşamasında sunulan bilgi ve belgelerde başvuru sahibinin beyanının gerçeğe aykırı olduğunun veya sunduğu bilgi ve belgelerde tutarsızlık veya eksiklik bulunduğunun tespit edilmesi h alinde söz konusu tutarsızlık veya ekseklik giderilinceye kadar gözetim belgesi düzenlenmez. 13. Gözetim belgelerinin geçerlilik süresi altı aydır. İthalatçı firmaların belli konularda ithalatta gözetim uygulaması kararları varsa buna uyması şarttır. Aksi takdirde çok ağır cezalarla karşılaşılabilecektir. Özellikle bu yazıyı okuyanların moralinin bozulmaması için sadece genel konuları yazdım. Firmalar, gümrük müşavirleri, konuyla ilgili işlem yapanların çok ama çok dikkatli olması gerekmektedir.
Devamını OkuYeni mevzuat eksik ayaklı değildir
+ Bursa, 23,Ekim.2025 YENİ MEVZUAT EKSİK AYAKLI DEĞİLDİR Kurgan sistemi, ülkemizde vergi denetiminde yapay zeka destekli, risk bazlı yaklaşımı ve incelemeyi hedef alan bir düzenlemedir. 1,Ekim.2025 tarihinden itibaren ciddi olarak uygulanacaktır. Peki, nelerle karşılaşacağız bu kurgan denen sistemle? Bir önceki yazımızda özellikle eksik ayaklı bir düzenleme ve yasa olursa sonuç elde edilemeyecektir diyerek kurgan sistemini kısaca açıklamaya çalışmıştık. Yapılan yasa düzenlemeleri, hiçbir eksiklik bırakmayacak şekilde düzenlenmeye çalışılmıştır. Tabii bize göre bütün vergi yasalarının eksik ayağı, nereden buldun yasasının çıkmamış olmasıdır. Ama, gerek kurgan düzenlemesi ve gerekse masak düzenlemeleri yasadaki eksikliğin en kısa zamanda ele alınarak yasalardaki eksikliğin ortadan kaldırılabileceği ümidini bana vermektedir. İnşallah düzenlemeler tamamlanır diyorum. Bu arada Türmobun kurgan konusundaki yol haritasını, VDK nın KABUK İSİMLİ ÇALIŞMASINI, Türmob Anadolu odaları seminerini,Vergi incelemelerinde yeni dönem isimli bir sunumu, VDK başkanı Sayın Muhsin Atçı ve Başkan Yardımcısı Sayın Erhan Selim’in İstanbul YMMO başkanı A.Müfit Erkarakaş moderatörlüğündeki sunumlarını, hiç nefes almadan diyebileceğim şekilde 4 saat izledim. Görüyorum ki, bu defa yapılan çalışmalar çok ciddi ve her türlü şartlar gözönüne alınarak yapılmaktadır. İnşallah bu defa sistem oturacak ve yanlış veya eksik incelemeler yapılmayacak, mahkemelerde davalar kaybedilmeyecektir. Öyle ise İş adamları, işletme sahipleri çıkan bu yasaları lütfen ciddiye alın Ticaret ve sanayi alemi, eğer varsa sahte veya muhteviyatı itibarı ile Yanıltıcı belge kullanımı, düzenlemesi gibi yanlışlardan vazgeçin Böyle olduğu takdirde İNŞALLAH ileride Türkiyemizde dolaylı vergiler %70-80 lerde olmayacak, modern dünyada, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi %30 lar seviyesine inecektir. Yaşımız ilerlemiş olmasına rağmen o günleri inşallah biz de görürüz. Vergi denetim kurullarındaki müfettişlerin de yetkilerinin dışına çıkmadan İncelemelerini tamamlamalarını bekleriz. Meslek mensupları yani SMMM ve YMM ler lütfen müşterilerinizi, mükelleflerinizi ikaz edin, bu çalışma başarıya ulaşırsa, bütün ticaret ve sanayi alemi saçma sapan işlerle uğraşmayacaktır. Mali tabloları düzgün çıkacak ve karar alma süreçleri de hem doğru olacak, hem de boşuna vakit kaybetmeyeceklerdir. Ne diyelim? İnşallah ülkemiz için hayırlı olur.
Devamını OkuKurgan sistemi yürürlüğe girdi
Bursa, 16.Ekim.2025 KURGAN SİSTEMİ YÜRÜRLÜĞE GİRDİ Ülkemizin ve maliyenin en büyük derdi nedir diye sorsam? Verilecek cevap ticarette sahte belge düzenleme ve kullanmadır diye alacağım cevap en az %90 oranındadır. İşte bu derdi yok edebilmek için gerek hükümetler ve gerekse Maliye Bakanlığı yıllardır uğraşmaktadır. Ancak bu sahtekarlıklar yıllardır bir türlü önlenememektedir. Neden acaba? Çünkü yasalar torbalarda yayınlanırken bir şeyler eksik olmaktadır. Bu eksiklikler devam ettikçe de ülkenin bu derdi kolay kolay önlenemeyecektir. Hani meşhur AH ŞU SARI İNEK sözü gibi, 1989 – 1990 yıllarında NEREDEN BULDUN YASASI bir türlü çıkmadığı için maliyenin, muhasebenin ve incelemelerin bir bacağı eksiktir. Bu eksik bacak sebebiyle yapılacak her türlü inceleme sonunda mahkemeler tarafından geri döndürülecektir. Bunu hemen yazıyor ve söylüyorum. Siz tedbirleri eksik, yasaları da ülkemizin gerçekleri yerine OECD ve GELİŞMİŞ ÜLKELER BÖYLE yapıyor diye eksik ayaklı yasalar yaparsanız sonuç elde edemezsiniz diyerek biraz kurgan sistemini irdeleyelim. KURGAN, Türkiye’de vergi denetiminde yapay zekâ destekli, risk bazlı yaklaşımı ve incelemeyi hedef alan bir düzenlemedir. 1 Ekim 2025 sonrası dönemde belgelerin doğru veya yanlış olduğu esas alınacak ve tedarikçilerden alınan mallar mevcut kayıt düzenine göre kayıt edilecektir. Sahte Belge ile Mücadele Stratejisi olarak 1 Ekim 2025 tarihinin yeni bir dönem başlamıştır. Bu konu önce Sayın Hazine ve Maliye Bakanımız Mehmet ŞİMŞEK’in demeci ile kamuoyu tarafından öğrenilmiştir. Kamuoyunda tartışmalar devam ederken 1 Ekim 2025 tarihi Vergi Denetim Kurulu Başkanlığının sahte belge ile mücadelede, denetim algı ve pratiğinin değiştiği önemli bir dönüm noktası olacağı açıklanmıştır. Konunun tarafı ve paydaşı olarak görülen tüm kişiler nezdinde konunun anlaşılabilir kılınması adına bilgilendirme çalışmaları yürütülmekte olup işbu politika ve stratejisi belgesi de bundan sonraki sürece ışık tutması ve mükelleflere ve meslek mensuplarına rehberlik etmesi adına hazırlanmıştır. Bu arada bugüne kadar bulduğumuz Kurgan veya Balbal hakkında da bilgi vermeyi bir görev saydım. Balbal (Kırgızca: балбал, [bɑɫbɑɫ]), (Tıva Türkçesi: Кижи-көжээ / Kiji köjee), Eski Türklerde kişinin anılması için mezarının veya bazı kurganların etrafına dikilen mezar taşına verilen isimdir ve kişinin yaşarken öldürdüğü kişileri sembol eder. Kurganların başında fazla balbal varsa o kişi o kadar kahramandır. Ama burada karşımıza gelen KURGAN ülkeyi mali bakımdan karşılaştığı zorluklardan kurtarmayı esas almaktadır. Eğer kurgan sistemi şimdiye kadar olduğu gibi eksik ayakla çıkarsa, istenen sonucu veremeyecektir. Öyle ise sistemi özellikle yasal açıdan çok ciddi olarak desteklemek gerekir. Yoksa bütün bu çalışmaların faydası olmayacaktır. Muhasebe ve denetim camiasını zora sokacak bir uygulama yanlış olur. Devletin ve maliye teşkilatının en büyük yardımcısı muhasebe camiasıdır. Öyle ise yasalar, uygulamacı kişileri zora sokacak, yasal olarak sorumlu tutacak şekilde olmamalıdır. Şimdilik yazımı burada kesiyorum. İnşallah uygulama iyi olacaktır. Bu arada bir şey hatırladım onu da burada paylaşmak isterim. Bir tarihte ……tatbikatı diye bir cümle kurmuştum. Bir maliyeci dostum, bu ne biçim ifade, tatbikat askeri bir terimdir ve savaşa mı gidiyoruz demişti. Bana göre Maliye ile ilgili yasa, tatbikat ve uygulamalar bugün için savaşta olmaktan beterdir.
Devamını OkuMevzuattaki Değişiklikler
Basından Yazılar
Haberler
İHRACAT DÖVİZLERİ 180 GÜN İÇİNDE GELECEK
yeni bir tpkk ile ihracat dövizlerini 180 gün içinde getirmek zorunlu olmuştur
ADRES DEĞİŞİKLİĞİ
29 EKİM MAH. MUAMMER AKSOY CAD. KİRMİKİL İŞMERKEZİ N0 26/18-22 NİLÜFER BURSA ADRESİNDE AKÇAKOCA YMM-BALANS YMM VE BK BAĞIMSIZ DENETİM A.Ş OLARAK HİZMET VERMEKTEYİZ
BAĞIMSIZ DENETÇİ YETKİSİ ALINDI
ANONİM ŞİRKETLER İÇİN BAĞIMSIZ DENETÇİ YETKİSİ ALDIK
YENİ KİTABIM
A.Ş.'LERDE GENEL KURULLAR VE ANA SÖZLEŞME DEĞİŞİKLİKLERİ KİTABI ÇIKMIŞTIR, BTSO'DAN TEMİN EDİLEBİLİR.
WEB SAYFAMIZ AÇILDI
akcakocaymm.com.tr AÇILDI!!!
Kitabım Çıktı
Muhasebe Maliye Ekonomi Üçgeni İsimli Kitabım Çıktı. Kitapçılardan Bulabilirsiniz.